DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni – 12

1) CUMHURBAŞKANI BAŞDANIŞMANI UÇUM: CUMHURİYET’İN YÜKSELİŞ DÖNEMİ YAŞANACAK (2)

‘TÜRKİYE YÜZYILI PROJESİ’NE SİYASİ PARTİ YAKLAŞIMIYLA BAKMIYORUZ’

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Bursa Mudanya Üniversitesi’nde ‘Terörsüz Türkiye’ye Geçiş Süreci’ konulu konferansın ardından bir otelde gerçekleştirilen ‘Türkiye Sohbetleri’ programına katıldı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Ahmet Selim Köroğlu, Cumhurbaşkanı Danışmanı ve Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Oğan, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı toplantıda konuşan Uçum, “Cumhuriyetin 2’nci yüzyılına girdikten sonra Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu, bir parti siyasi programı olmaktan öte, bir ittifak programı olmaktan öte, bir Türkiye programıydı. Yani Türkiye Yüzyılı vizyonu aslında Türkiye’deki her siyasi partinin benimseyebileceği, her siyasi mecranın değerlendireceği bir vizyoner yaklaşımdır. Burada önemli olan Türkiye Yüzyılı perspektifinin genel hedeflerinde mutabakat sağlamaktır. Ama bu genel hedeflere yönelik farklı programlar, farklı yaklaşımlar demokratik siyasi rekabet içerisinde fikri mücadeleler elbette olabilir. O yüzden biz Türkiye Yüzyılı meselesine bir siyasi mecra, bir siyasi parti yaklaşımı üzerinden hiç bakmıyoruz. Türkiye Yüzyılı meselesi Türkiye toplumunun, Türkiye halkının, Türk milletinin tamamını ilgilendiren bir vizyoner perspektiftir. Böyle bir perspektif çerçevesinde hakikaten Türkiye Yüzyılı’nı içeriklendirmek bakımından somutlamak bakımından ve Türkiye’nin Türkiye Yüzyılı’ndaki yükselişinin koşullarını hazırlamak bakımından en önemli hedeflerinden bir tanesi de terörsüz Türkiye’ye geçiştir” dedi.

‘BİRİKİME DAYANAN BİR TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ TARİF EDİLDİ’

Türkiye’nin terörden arındırmak için her zaman bir programı olduğunu belirten Uçum, “Terörsüz Türkiye’ye geçişle ilgili şunun altını çizmek istiyorum. Türkiye, terör riskiyle sonra da terör pratiğiyle karşı karşıya kaldığı son 40 yıl içerisinde her zaman Türkiye’yi terörden arındırmak için bir programa sahip oldu. Bu terörle mücadelenin başladığı andan itibaren devletin demokratik iradeyle devleti yönetmeye gelenlerin siyasilerin, başbakanların, cumhurbaşkanlarının her zaman önde gelen amaçlarından biri oldu. Türkiye’yi terörden arındırmak, terör riski ve tehdidinden kurtarmak. Sonuç itibariyle bir birikime dayanan bir terörsüz Türkiye hedefi tarif edildi. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetimlerinde terörle mücadelenin yanı sıra Kürtlerin inkar ve reddine dayalı kötü pratiklerden kaynaklanan sorunların çözülebilmesi için de çok güçlü ve reformcu adımlarda atıldı. Eğer Terörsüz Türkiye projesine bir başlangıç çizmek gerekirse birikim açısından başlangıç 20’nci yüzyılın sonlarından 21’inci yüzyılın tüm süresine kadar yayılacak bir birikim süresi olarak değerlendirmek lazım. Ama güçlü bir sembolizm olması açısından bir başlangıç belirlemek gerekiyorsa 1 Ekim 2024’dür. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması, sayın Bahçeli’nin bu konuşmadan sonra yaptığı cesur ve kararlı çıkışlar, atılımlar ve ondan sonra gelen 14 aylık süre. Biz sadece 14 aydır terörsüz Türkiye’ye geçişle ilgili bir süreç yönetmiyoruz. Daha önce yürütülmüş süreçlerin, adımların ve birikimlerin üzerine yeni bir aşamanın başladığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İÇ KÜRT SORUNU CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN REFORMLARIYLA ÇÖZÜLMÜŞTÜ’

Türkiye’nin şu anda bir iç Kürt sorununa sahip olmadığını söyleyen Mehmet Uçum, “Türkiye, iç Kürt sorununu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetimlerinde 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde büyük hukuk ve demokratik reformlar yaparak büyük ölçüde çözdü. Fiilen çözülen sorunlar oldu, hukuken alan açılan konular oldu. Ama özellikle 12 Eylül faşizminin ürettiği Kürtlerin inkarı ve reddi üzerine dayalı ortaya çıkan Diyarbakır Cezaevi vahşetiyle büyütülen iç Kürt sorunu kalmadı. Elbette demokrasiyi geliştirme, hukuku geliştirme perspektifinde, yeni anayasa perspektifi içinde Türkiye’nin bütün vatandaşlarının olduğunu gibi Kürt vatandaşlarımızın da demokrasiye ilişkin sosyal adalete ilişkin hak ve özgürlüklerin geliştirilmesine ilişkin talepleri olabilir, bunlar artık Türkiye toplumlarının, Türk milletinin ortak talepleridir. O taleplere ilişkin de bir takım adımlar atılabilir. Ama bütün bu adımlar Türk milletinin bütün unsurlarına ilişkin atılması gereken adımlardır. Kimlik esaslı kimlik siyaseti üzerinden bir çözüm, asla bir çözüm değildir. Asla da kabul edilebilir değildir” diye konuştu.

‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ, KÜRTLERİN DE MİLLİ DEVLETİDİR’

Türkiye’ye emperyalizm tarafından dış Kürt sorunu dayatıldığını savunan Uçum, şöyle devam etti:

“O dış Kürt sorunun da anlamı, ‘Kürtler ayrı bir millettir. Orta Doğu’da en çok nüfusa sahip devleti olmayan millettir. Kürtlerin ayrı bir devlete ihtiyacı vardır. Hatta 4 parçayı birleştirecek bir devlete ihtiyaç vardır.’ Bu da İsrail destekçisi emperyalizm kontrolünde uydu bir Kürt devleti kurma projesidir. Bu emperyalist bir projedir. Bu da dış Kürt sorunudur, bize dayatılan da budur. Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci tamamlandıktan sonra dış Kürt sorununun da çözüm koşulları hemen hemen tamamlanmış olacaktır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’yi terör belasından kurtarırken, dış Kürt sorununa ilişkin dayatmaları da büyük ölçüde minimalize edecek ve dış Kürt sorununu da büyük ölçüde çözecektir. Çünkü Kürtlerin devleti vardır. Türkiye, Kürtlerinin devleti Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir, Suriye’deki Kürtlerin devleti Suriye’dir, Irak’takilerin devleti Irak’tır, İran’dakilerin de İran’dır. Devletle bütünleşme ve devletle bir olma meselesinde yaşanan pratik sorunlar o ülkelerin kendi sorunudur. Tabi ki Türkiye, ülkelerin birliğini esas alan bir şekilde bölgedeki Kürtlerin kendi devletleriyle ilişkilerini güçlendirecek destekleri de verecektir. Ama Türkiye’nin Kürtleri bakımından ayrı bir devlet, ayrı bir millet tarifi yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürtlerin de milli devletidir ve bu iş bitmiştir.” (DHA)

Görüntü Dökümü

—————–

-Toplantıdan görüntüler

-Mehmet Uçum konuşması

-Detaylar

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, (DHA)

==================================================

2) KAPICININ EŞİNİ ÖLDÜREN İLHAN ŞAHAN’IN BOŞANMA AŞAMASINDAKİ EŞİ: ÇOCUKLARIMI ÖLDÜRMEKLE TEHDİT EDİYORDU

KAYSERİ’de boşanma aşamasındaki eşini öldürmek için yaşadığı eve giden ve apartman görevlisinin eşi Melek Gül’ü (36) öldüren emekli başçavuş İlhan Şahan’ın, eşi Yasemin Şahan’a yıllardır tehdit ve şiddet uyguladığı ortaya çıktı. Emekli hemşire Yasemin Şahan (48), “Cinayet zanlısı, boşanma aşamasında olduğum İlhan Şahan, bana yıllardan beri zulmediyordu, işkence ediyordu. Beni hep çocuklarımı öldürmekle tehdit ediyordu” dedi.

Olay, 8 Aralık’ta saat 10.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Köşk Mahallesi Eser Sokak’taki 14 katlı binada meydana geldi. Emekli başçavuş İlhan Şahan, ayrı yaşadığı boşanma aşamasındaki eşi emekli hemşire Yasemin Şahan’ı öldürmek için yaşadığı eve gitti. Binaya girdiği esnada karşılaştığı apartman görevlisinin eşi Melek Gül ile tartışmaya başladı. Gül’ü yanındaki bıçakla ağır yaralayan İlhan Şahan, daha sonra eşinin yaşadığı daireye çıktı. Baltayla kapıyı kırmaya çalışan İlhan Şahan, kapının açılmaması üzerine olay yerinden kaçtı. İhbarla adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan 2 çocuk annesi Melek Gül, kaldırıldığı hastanede kurtarılamadı. Kaçan İlhan Şahan ise jandarma ekiplerine teslim olarak emniyete sevk edildi. Gözaltına alınan İlhan Şahan, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öldürülen Melek Gül ise memleketi Kahramanmaraş’ta toprağa verildi. Yasemin Şahan’ın geçen yıl haziran ayında, yaşadıkları kavga sonucunda kadın sığınma evine gittiği, eşinden şikayetçi olduğu belirtildi. Daha sonrasında küçük oğlunu da yanına alan Yasemin Şahan’ın birkaç gün sonra eşin uzaklaşmak için Kıbrıs’a taşındığı belirtildi. İlhan Şahan’ın bu süre içinde de Yasemin Şahan’a telefondan tehdit mesajları attığı ortaya çıktı. Eşinin adresini bulup Kıbrıs’a giden İlhan Şahan’ın, şikayet sonucu 4 ay hapis yattığı öğrenildi. Bu yıl haziran ayında yeniden Kayseri’ye taşınan Yasemin Şahan, ağustos ayında kocasının yeniden kapısına gelmesi üzerine 6 aylık uzaklaştırma kararı aldırttığı, bu süre içinde İlhan Şahan’ın kayınvalidesinin kafasını çekiçle yaralayıp darbettiği ve 2 ay hapis yattığı bildirildi. İlhan Şahan’ın 4 ay önce binaya girdiği de güvenlik kameralarına yansırken, eşine attığı tehdit içeren ses kayıtları da ortaya çıktı.

‘TELEFONUMU KOPYALAYARAK GELEN ARAMALAR VE MESAJLARI KENDİ TELEFONUNA DÜŞÜYORDU’

Yasemin Şahan, cinayetin meydana geldiği Melikgazi ilçesindeki apartmanda bulunan evinde yaşadıklarını DHA muhabirine anlattı. Öldürülmekten şans eseri kurtulan Yasemin Şahan, “Cinayet zanlısı, boşanma aşamasında olduğum İlhan Şahan, bana yıllardan beri zulmediyordu, işkence ediyordu. Beni hep çocuklarımı öldürmekle tehdit ediyordu. Evime kamera yerleştirdi. Telefonumu kopyalayarak gelen aramalar mesajlar kendi telefonuna düşüyordu. O şekilde de takip ediyordu. Bir gün yaşadığımız tartışma sonrası telefonumun SIM kartını çıkarıp evden ayrılmış. SIM kartımın olmadığını fark edince polisi aradım. Polisi bilgilendirdim, polis geldi. Emniyete gittim, ifademi verdim. Kendisinden şikayetçi oldum. Bu olay 9 Haziran 2024 tarihinde oldu. Sığınma evine gitmek istediğimi söyledim. Sığınma evine gittim. Kendisine 2 ay uzaklaştırma kararı çıkartıldı. Sonra yurt dışındaki oğlumla irtibata geçtim. Durumu anlattım. Yurt dışındaki oğlum da o gün tesadüfen kendisinin yıllar öncesi birlikte çalıştığı, kendisini öz kardeşi gibi gören değer veren ağabeyi oğlumu aramış. Oğlumun ses tonundan iyi olmadığını anlayıp durumu anlatmasını istemiş. Kendisi bizi hiç tanımadığı halde hemen o anda bana ve küçük oğluma yardımcı olabileceğini Kıbrıs’a gitmemizi söylemiş. 10 Haziran 2024 tarihinde bu görüşme sonrası sığınma evinden çıkma kararı aldım” diye konuştu.

‘ÇOCUĞUMUN KİMLİK KARTINI İPTAL ETTİRDİ’

Kıbrıs’a taşındıklarını ve orada da eşinin kendilerini rahatsız ettiğini anlatan Yasemin Şahan, “Biz orada telefon numaralarımızı değiştirdik. Adresimi, telefon numaramı hiç kimseye bildirmedim. Ailemin dahi haberi yoktu. Sadece üç kardeşim biliyordu. Başka hiç kimseyle görüşmüyordum. Bizim telefon numaralarımıza, evimizin adresine ulaşmış, bize yardımcı olan insanların telefon numaralarını bulmuş, onlara ulaşmış. Onları da tehdit etmeye başladı. Bize Kıbrıs’ta da elinden gelen bütün zorlukları gösterdi. Hayatımı zorlaştırmaya çalıştı. Benim banka kartımı iptal ettirdi. Çocuğumun eğitimini engellemek için Türkiye’den kaydını aldığımız halde Türkiye’de sınıfta kalmasını sağlamaya çalıştı. Üniversite sınavına giriş işlemlerini yapacağımız zaman çocuğumun kimlik kartını iptal ettirdi” dedi.

‘SÜREKLİ ÖLÜM TEHDİTLERİ GÖNDERİYORDU’

İlhan Şahan’ın geçen nisan ayında yurt dışı çıkış yasağı olduğunu söyleyen Yasemin Şahan, “Zaten ondan dolayı güvende olacağımız düşüncesiyle Kıbrıs’a oğlumu alıp gitmiştim. Yurt dışı çıkış yasağı kaldırılınca bizim evimize, kapımızın önüne geldi. Bana zaten sürekli ölüm tehditleri gönderiyordu. Bunların hepsini ben polise sundum. Bu ölüm tehditlerinden dolayı mahkemeye çıkartıldı. Kendisine 7 ay ceza verildi. Daha sonra biz şartlarımızı ayarlayarak tekrardan Türkiye’ye dönüş yaptık. Kendisi 22 Ağustos 2025’te kapımızın önüne geldi. Ben bu esnada avukata başvurmuştum. 6 aylık uzaklaştırma tedbir kararım çıkartılmıştı. Ben sürekli buraya geldiğimden itibaren haftada bir ya da iki gün sürekli polisi arıyordum. Uzaklaştırma kararını ihlal ettiğinden dolayı sürekli şikayetçi oluyordum. Fakat şikayetlerimin neticesinde hiçbir şekilde kendisine bir cezai yaptırım uygulanmadı” ifadelerini kullandı.

‘ANNEMİ ÖLDÜRME MAKSADIYLA SALDIRDI’

Bütün yaşadıklarını komşularıyla paylaştığını belirten Yasemin Şahan, “Kendisinin durumu hakkında komşularımı hep bilgilendirdim. Zaten komşularım da sürekli polislerin gelip gittiğini biliyordu. Bu şahsın ne derece psikopat olduğunu komşularım da anlamıştı. Annemi de darp etti. Annemin yaşadığı eve bıçak ve çekiçle girerek hiç konuşma fırsatı bile vermeden annemi öldürme maksadıyla saldırdı. Annemin kafasını üç yerinden yardı. Ondan dolayı cezaevine girdi. Benim bu kadar şikayetime rağmen, hiçbir şekilde bir cezai yaptırım uygulanmadı kendisine. Sadece Kıbrıs’ta ki yaptığı girişimden dolayı 4 ay Kıbrıs’ta, anneme yaptığı saldırıdan dolayı 2 ay cezaevinde hapis yattı. Olay günü 08.45’de evimde oturmuş televizyon izliyordum. Birden elektriklerin kesildiğini fark ettim. O esnada kendisinin geldiğini hissettim. Bina kapısını açıp kontrol ettim. Binada elektrik var mı diye. Elektriğin olduğunu fark ettim ama o esnada da kata asansörün geldiğini fark ettim” dedi.

‘BALTAYLA KAPIYA SALDIRMAYA BAŞLADI’

Kapıyı hızlıca kapatıp, kilitlediğini aktaran Şahan, şöyle devam etti:

“Ben kilitler kilitlemez baltayla kapıya saldırmaya başladı. ‘Uzaklaş git polisi arıyorum’ diye seslendim. Bağırdım. Ona rağmen hiçbir şekilde durmaksızın yine baltayla kapıya vurmaya devam ediyordu. Oğlum geldi sese. Oğlum da aynı şekilde seslendi. ‘Git buradan uzaklaş, polisi arıyoruz’ dedi. Yine uzaklaşmadı kapının önünden. Yani bayağı bir kapıyı kırmak için mücadele verdi. Sonrası kapıyı kıramayacağını anlayınca bizim de polise haber verdiğimizi anlayınca uzaklaştı. Polisler geldiler. Ben bu esnada bina içerisinde neler olup bittiği hakkında hiçbir şekilde bilgim yoktu. Melek Gül’ün yakınları geçmiş olsuna geldiler. Acımızı paylaştık karşılıklı. Onlar kendisinin emniyette verdiği ifadeyi bana söylediler. Eşim, buraya gelmeden önce görevliyi arayıp hediye getireceğini söylemiş. O da hanımının evde olduğunu, eve bırakmasını söylemiş. O şekilde kapıyı açtırmış. Hanıma da beni aramasını, aşağı çağırmasını söylemiş. O da bizim mevzulardan haberdar olduğu için ‘Ben çağıramam ağabey’ demiş. Bunun üstüne sinirlenmiş, Melek Hanım’a saldırmış. Melek Hanım’a saldırdıktan sonra benim dairemin önüne gelip baltayla kapımızı kırmaya çalışmış.”

‘MELEK HANIM VE AİLESİ ADINA ÇOK ÜZGÜNÜM’

Eşi İlhan Şahan’ın, binaya elinde bir çantayla girdiğini aktaran Yasemin Şahan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gelirken de zaten bizi öldürmek için bütün malzemeleri getirmiş. Bana söyledikleri kadarıyla kelepçe, ağzımı tıkamak için bir bez parçası, tırnakları çekmek için pense, ip vardı. Melek Hanım ve ailesi adına çok üzgünüm. Bunların yaşanmasını gerçekten istemezdim. Polisin müdahale etmesi için bir masum kadının öldürülmesi mi gerekiyordu? Cinayet 9 Aralık 2025 tarihinde yapıldı. Ben de o gün mağdurdum. Zaten gelen kişi beni öldürmeye gelmişti. Ben de ölebilirdim çocuğumla birlikte. Ben onun psikolojisini Melek Hanım’ın çocuklarının ve eşinin acısını yaşarken bina yönetimi kendi aralarında karar vermişler. 11 Aralık 2025 tarihinde henüz 18 yaşına giren oğlumu 40 tane erkek karşılarına alarak ‘binadan çıkmanızın kararını verdik, en kısa zamanda sizin iyiliğiniz için bu binadan ayrılın’ diye oğluma bildirmişler. Ben bu kadar işkence gördüğüm, bu kadar kötü anıların olduğu bir eve zaten gelmek istemezdim. Benim maddi olanaklarım elvermediği için zaten ben bu binaya geldim. Ben 19 aydan beri boşanma aşaması içerisindeyim. Ben buradan Kıbrıs’a gittiğimde şahıs İlhan Şahan evi satmamam için evime şerh koydurmuş. Evim satılabilir ya da kiraya verilir pozisyonda bile değil. Ben ondan dolayı zaten bu evden çıkamıyorum. Zaten kötü anılar yaşadığım eve hiçbir zaman gelmek istemezdim.” (DHA)

Görüntü Dökümü

————

-Güvenlik kamerası görüntüsü

-Ses kaydı

-Yasemin Şahan’ın konuşması

Haber-Kamera: Furkan KAVUKLU-Remzi Batuhan ÜNAL/KAYSERİ, (DHA)

==================================================

3) KOZMETİK FABRİKASINDAKİ YANGINDA ÖLENLERİN YAKINLARIDAN SGK İL MÜDÜRÜĞÜ’NE DİLEKÇE

KOCAELİ’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği kozmetik fabrikası yangına ilişkin, ölenlerin yakınları Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) verdikleri dilekçede, ilgili firmanın geçmiş yıllara yönelik yapılan denetim raporları, kayıt dışı istihdam uygulamaları, iş kazası bildirimi yükümlüklerinin ihlali ve tüm SGK mevzuatı yönlerinden incelenmesi ve bunun kendilerine bildirilmesini talep etti.

Dilovası’na bağlı Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir kozmetik fabrikasında, 8 Kasım’da saat 09.00 sıralarında yangın çıktı. Yangında Şengül Yılmaz (55), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17), Cansu Esetoğlu (16), Esma Gikan (65), Hanım Gülek (65) ve Tuncay Yıldız (48) hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheliden şirket sahibi Kurtuluş Oransal, şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör, ‘Olası kastla öldürme’ suçlamasıyla, Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü, ‘Suçluyu kayırma’ suçlamasıyla tutuklandı. Şüphelilerden G.B., H.E., Ö.A. ve Güven Demirbaş ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 30 Kasım günü tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren ve Kocaeli Şehir Hastanesi’ne kaldırılan fabrika sahibi Kurtuluş Oransal, hayatını kaybetti.

BİRÇOK İSİM AÇIĞA ALINDI

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ortak Sağlık ve Güvenlik Biriminin (OSGB) Sorumlu Müdürü Ünal Aslan ve fabrika binasını kozmetik firmasına kiraya veren mal sahibi Güven Demirbaş gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, olayın ardından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kocaeli İl Müdürü, SGK Kocaeli İl Müdür Yardımcısı, Gebze Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü, Çalışma ve İş Kurumu Kocaeli İl Müdürü, İŞKUR Dilovası Hizmet Merkezi Müdürü, İŞKUR CİMER’den Sorumlu Şube Müdürü ve 1 personelin açığa alındığını duyurdu. Dilovası Belediyesi tarafından ise Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, Zabıta Müdürü Nizamettin Balcı ile zabıta memurları Cengiz Taşdemir, Ömer Kocabay ve Tekin İlaslan da açığa alındı.

ÖLENLERİN YAKINLARINI DİLEKÇE VERDİ

İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi’ndeki SGK İl Müdürlüğü önünde yangında ölen Hanım Gülek kayınbiraderi Mehmet Gülek, Esma Gikan akrabası Engin Aras, Şengül Yılmaz’ın eşi Salih Yılmaz ve kız kardeşi Emine Bulut, Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu ve ailelelerin avukatları Mürsel Ünder bir araya geldi. Topluluk ardından birlikte geçici olarak SGK Müdürlüğü’ne atanan kişi ve ilçe müdürleriyle görüşüp dilekçelerini verdi. Dilekçede; Ravive Kozmetik’te meydana gelen iş kazası nedeniyle acilen denetim yapılması, geçmiş denetim raporlarının incelenmesi, kayıt dışı istihdamın araştırılması, işe giriş ve iş kazası bildirimlerindeki ihlaller için idari para cezalarının uygulanması, kusur ve sorumluluk tespitlerinin yapılması, ilgili işyerlerinde gerekli yaptırımların uygulanması ve tüm işlemlerin sonuçlarının hem kuruma hem de başvuranlara resmi olarak bildirilmesi talepleri yer aldı. Ayrıca dilekçede, Ravive Kozmetik’te iş kazasının aciliyetine binaen hızlı ve etkin bir şekilde denetim için müfettişler atanması da talep edildi.

‘3 KURUŞ PARAYA ÇALIŞTIRILAN İNSANLAR KATLEDİLDİLER’

Görüşmenin kendi adına olumsuz geçtiğini ifade eden aile Avukatı Mürsel Ünder, “34 gündür vahşi şekilde katledilen işçiler var. Şehrin ana caddesinde kaçak çalıştırılan bir iş yerinde katledildi. Tüm kamu kurumlarının gözleri önünde katledildi. Biz, kamu kurumlarının sorumsuzluğunun olduğunu ve denetimlerle ilgili çok büyük eksiklikler olduğunu; memleketimizin genel bir sorunu olduğunu biliyoruz. Çocuk, kadın ve göçmen işçilerin çalıştırıldığı sigortasız çalıştırılmanın ana prensibi olduğu bir iş yeri olarak yıllarca işletilmiş. Alışveriş merkezlerine pahalı parfümleri doldurabilmek için 3 kuruş paraya çalıştırılan insanlar katledildiler. Sosyal Güvenlik Kurumu’nda da, Sosyal Güvenlik Kanunu ve genelinde de tamamıyla ilgili sorumlukların olduğunu biliyoruz” dedi.

‘KİM SUÇLUYSA CEZASINI ÇEKSİN’

Yangında hayatını kaybeden Esma Gikan’ın akrabası Engin Aras, “İlgili tüm kurumlara tek tek gideceğiz, bilgi alacağız. Yalnız değiliz; barolar var, meslek grupları var tüm Türkiye bizim arkamızda. 34 gün oldu. İleriye dönük hiçbir adım atılmadı. Dilovası’nda korkunç bir rant var ve biz canlarımızı bu nedenle kaybettik. Ucu kime dokunuyorsa dokunsun bunun peşini bırakmayacağız. Dilovası imar müdürü, emniyet müdürüne yazdığı yazıda diyor ki; patlamanın olduğu iş yerinde ruhsat yok, iskan yok. Yani ‘Bizim böyle bir binadan haberimiz yok’ diyorlar ama işletme ruhsatı verilmiş. Peki bu ruhsatı kim verdi? Açığa alınan kişiler hala meclis toplantılarına gidiyor. Dilovası meclisinde konuşma yaptığım gün sabaha kadar tehdit edildim. Bizim hedefimiz kişi veya kurum değil, kim suçluysa cezasını çeksin” ifadelerini kullandı.

‘HERKES ARKAMIZDA’

Hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut ise “34 gündür hiçbir yerden cevap alamıyoruz. Herkes kenara çekildi suçlular sanki ölenler gibi görüntü var. Herkes arkamızda ben Cumhurbaşkanı’ma da söylüyorum lütfen Dilovası’nda ne gerekiyorsa yapılsın. Adalet yerini bulsun, ablamın hakkı kalmasın. Kimin suçu günahı varsa cezasını çeksin. Kanımın son damlasına kadar devam edeceğim” dedi.

‘KİM OLURSA OLSUN CEZASINI ÇEKMELİ’

Hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu, “İş yeri baştan sona kadar suçludur. Yangın merdiveni yok, bir fiske yağmur yok, yangın söndürme tüpü yok. 1 yıldır CİMER’e şikayet edilmiş. Biz diyoruz ki ‘CİMER’den size bilgi gelmedi mi?’ onlar da ‘gelmiştir bilmiyoruz ilgileniyorlar’ diyorlar. Kim izin verdi diye soruyoruz, onun da cevabı yok. Bu suçlular nerde diyoruz. İşletme baştan sonra suçludur. Nasıl ruhsat verildi. 7 canımız gitti bu işin arkasını bırakmayacağız. Kim olursa olsun cezasını çekmeli” diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

————–

-Hayatını kaybedenlerin yakınlarından görüntü

-Ailelerin Avukatı Mürsel Ünder’in açıklamaları

-Hayatını kaybeden Esma Gikan akrabası Engin Aras’ın açıklamaları

-Hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kız kardeşi Emine Bulut’un açıklamaları

-Hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu’nun açıklamaları

Haber-Kamera: Ardacan UZUN-Nazım Özgün ERBULAN/İZMİT(Kocaeli),(DHA)

==================================================

4) MİNİBÜSÜN ÇARPARAK MİRAÇ’IN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDUĞU KAZANIN KAMERA GÖRÜNTÜSÜ ORTAYA ÇIKTI

KOCAELİ’nin Gebze ilçesinde ilkokul öğrencisi Miraç İslam Efe’nin (10), okul çıkışı yolun karşısına geçerken minibüsün çarpması sonucu hayatını kaybettiği kazanın güvenlik kamera kayıtları ortaya çıktı.

Kaza, Çarşamba günü öğle saatlerinde ilçeye bağlı Arapçeşme Mahallesi Şehit Oktay Kaya Caddesi’nde meydana geldi. Okuldan çıkıp eve giderken yolun karısına geçmeye çalışan ilkokul 4’üncü sınıf öğrencisi Miraç İslam Efe’ye, H.T. yönetimindeki 41 T 8279 plakalı işçi servisi minibüsü çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sevk edilen ambulans ile Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne kaldırılan ağır yaralı Miraç İslam Efe, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Gözaltına alınan ve emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen servis minibüsü şoförü H.T., çıkarıldığı mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Minibüsün, Miraç’a çarptığı anın güvenlik kamera kayıtları ortaya çıktı. Kamera kaydında, caddeden karşıya geçen Miraç’a minibüsün çarptığı anlar yer aldı. (DHA)

Görüntü Dökümü

—————-

-Minibüsün çocuğa çarptığı an güvenlik kamera görüntüsü

Haber:Erol POLAT/GEBZE(Kocaeli),(DHA)

==================================================

5) MARKETE PATLAYICI MADDE ATIP KAÇAN ŞÜPHELİ ARANIYOR (2)

El BOMBASININ PATLAMA ANI KAMERADA

Diyarbakır’da kimliği belirsiz şüphelinin, bir markete patlayıcı maddeyle saldırıp kaçtığı anların güvenlik kamerası kayıtları ortaya çıktı. Şüphelinin markete attığı patlayıcı maddenin, el bombası olduğu tespit edildi. Kamera kaydında, yüzü kapalı şüphelinin kapısını açtığı marketten içeri el bombasını atıp kaçtığı, bir süre sonra patlamanın meydana geldiği ve yangına neden olduğu, iş yerinin yanından geçen bir kadın da patlama sırasında kırılan camlardan etkilenip, hızla bölgeden uzaklaştığı görüldü. Ayrıca, çevredekilerin marketin içine girip, bidonla su dökerek yangını söndürmeye çalıştığı anlar da kameraya yansıdı.

Polisin, olayla ilgili soruşturması sürüyor. (DHA)

Görüntü Dökümü

——————-

-Şüphelinin market kapısını açıp el bombasını atması

-Patlama anı

-Yoldan geçen kadının kırılan camlardan etkilenerek hızla uzaklaşması

-Çevredekilerin markete girişi

-Yangını söndürmeleri

Haber-Kamera: Seyfettin EKEN/DİYARBAKIR,(DHA)

==================================================

6) AYDINLI PİDECİ, MÜŞTERİSİNİ KALP MASAJIYLA HAYATA BAĞLADIĞI ANLAR KAMERADA

AYDIN’da pide ustası Ahmet Salış (39), kalp krizi geçiren müşterisine kalp masajı yaparak bilincini yerine getirdi. Kalp masajı yaptığı anlar güvenlik kamerasına yansıyan Salış, “Bu işletmelerde çalışan herkesin bu müdahaleleri bilmesi gerektiğine inanıyorum. O an soğukkanlı davrandım, korkmadım, çekinmedim; yapılması gereken her şeyi yaptımö dedi.

Olay, bugün saat 17.00 sıralarında Aydın’ın Efeler ilçesi Doğu Çevre Bulvarı’ndaki bir pide salonunda meydana geldi. Pide ustası Ahmet Salış, tezgahta çalıştığı sırada müşterilerden birinin fenalaştığını fark etti. Hemen masaya yönelen Salış, müşterinin kalp krizi geçirdiğini fark ederek kalp masajı yapmaya başladı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri de sevk edildi. Salış’ın müdahalesiyle bilinci yerine gelen müşteri, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Bu anlar, işyerinin güvenlik kameralarına da yansıdı.

‘TÜM PERSONEL İLK YARDIM EĞİTİMİ ALMIŞTI’

O anları anlatan Salış, “Tezgahta çalıştığımız sırada masada kızıyla yemek yiyen amcamız fenalaştı. Kızı çığlık atmaya başladı. İlk önce nefes borusuna yemek kaçtığını zannettim. Yaklaştım, yüzüne baktım. Personelim de 112’yi aradı. Amcanın gözlerine baktığımda sadece gözlerinin beyazı görünüyordu. Hafif bir nefes alma verme vardı ve terliyordu. Boğazına bir şey kaçmış gibi durmuyordu. Kızı ‘Babam kalp hastası, kalp krizi geçiriyor olabilir’ deyince onu sandalyeden yavaşça yere yatırdık. Hemen kalp masajına başladım. Bir iki kez bastıktan sonra amca gözlerini açtı, bilinci yerine geldi. Sonra terini sildik. Başının altına yastık benzeri bir şey koyduk. Bilincinin yerine gelmesi bizi çok sevindirdi. İş yerimizde iş sağlığı ve güvenliği kapsamında tüm personel ilk yardım eğitimi almıştı. Hepsi sırasıyla yapılması gerekenleri uyguladı. Hepsine teşekkür ederimö diye konuştu.

‘SOĞUKKANLI DAVRANDIMö

İlk yardımın önemine de değinen Salış, “Ben de daha önce iş sağlığı ve güvenliği ile ilk yardım eğitimleri aldım. Özellikle bizim meslekte nefes borusuna yemek kaçması gibi durumlarda Heimlich manevrasını bilmek çok önemli. Bu işletmelerde çalışan herkesin bu müdahaleleri bilmesi gerektiğine inanıyorum. O an soğukkanlı davrandım, korkmadım, çekinmedim; yapılması gereken her şeyi yaptım. Yanlarına gitme fırsatım olmadı ama amcanın sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendim. Bu bizi çok rahatlattı ve sevindirdi. Sadece iş yerimizde değil, dışarıda da bir şey görsek insanların uzaktan izlemek yerine müdahale etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü en küçük bir hareket bile hayat kurtarabilirö ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü

—————

– Ahmet Salış röportaj

– Çalışırken görüntü

– Güvenlik kamera görüntüsü

Haber – Kamera: MELEK FIRAT/AYDIN,(DHA)

==================================================

7) BOĞAZINA ŞEKER TAKILAN ÇOCUĞU, HEİMLİCH MANEVRASIYLA KURTARDI; O ANLAR KAMERADA

KARABÜK’te boğazına şeker takılan çocuğu, börekçi çalışanı Heimlich manevrasıyla kurtardı. O anlar işyerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay, dün 100. Yıl Mahallesi’nde bulunan bir börekçide meydana geldi. Börekçiye babasıyla beraber gelen çocuğun boğazına şeker takıldı. Nefes almakta güçlük çeken çocuğuna ilk müdahaleyi babası yaptı. Çocuğun nefes alamadığını fark eden börekçi çalışanı da yardıma koştu. İşyeri çalışanı, Heimlich manevrasıyla boğazına şeker kaçan çocuğu kurtardı. Küçük çocuğun, işyeri çalışanın Heimlich manevrasıyla kurtardığı anlar güvenlik kamerasına anbean yansıdı. (DHA)

Görüntü Dökümü

————-

-İşletme çalışanının Heimlich manevrası yaptığı anlar

Haber: Murat ÖZELCİ/KARABÜK,(DHA)

==================================================

8) SU SAMURU, BOSTANCILAR GÖLETİ’NDE GÖRÜNTÜLENDİ

KARABÜK’ün Eflani ilçesindeki Bostancılar Göleti’nde nesli tükenme tehlikesi altında bulunan su samuru, doğa tutkunu bir vatandaş tarafından beslendiği sırada görüntülendi.

Eflani ilçesinde bulunan Bostancılar göletine giden doğa tutkunu Ömer Faruk Korkmaz, suyun yüzeyinde su samuru ile karşılaştı. Korkmaz, suda yakaladığı ıstakozu yiyen su samurunu görüntüledi. Kısa süre su yüzeyine çıkan su samuru, beslendikten sonra tekrar suya dalarak gözden kayboldu. (DHA)

Görüntü Dökümü

————-

-Su samurunun balık yediği ve gölette yüzdüğü anlar

Haber: Murat ÖZELCİ/KARABÜK,(DHA)

==================================================

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir